12 Nisan 2010 Pazartesi

Büyülü Stil


Emma Watson, kırmızı halıda spor ayakkabı giyen küçük bir kızdan, Burberry’nin yüzü olma yolunda geçirdiği stil dönüşümüyle bütün dikkatleri üzerine topluyor.

Yıl 2001. Karma karışık saçları, ışıl ışıl bakan gözleriyle 10 yaşında bir kız, yeşil bir bluz, sarı pantolon ve yılan derisi platform ayakkabılarıyla kırmızı halıdaydı. 2007 yazına gelindiğinde ise aynı kız Louboutin ayakkabılar, Chanel elbise ve YSL çantayla göründü. Aradan geçen zamanda ne olmuştu? Harry Potter'ın sevimli Hermione Granger'ı artık büyümüştü. Şimdi ise sadece büyümekle kalmadı moda dünyasındaki dev markaların, moda editörlerinin, en önemli dergilerin radarına takılan bir stil ikonu haline geldi.

Emma Watson, henüz 11 yaşındayken oynadığı Harry Potter filminde ileride herkesi güzelliğiyle büyüleyecek bir kız olduğunun ilk sinyallerini vermeye başlamıştı, ama muhtemelen bu kadarını kimse tahmin etmiyordu. Kargo pantolonlar, boyfriend jean’ler ve gece elbiselerinin bile altına converse giyen bir kızdan, Burberry’nin yüzü olma yolundaki hikayesinde bir evrim geçirdiği kesin. Katettiği bu uzun yolda onun tek farkı aslında çoğu genç kızın geçirdiği bu dönüşümü herkesin gözleri önünde yaşamış olması. 15 nisan 1990 doğumlu Emma, geçtiğimiz yıllarda giydikleri ve yaptıklarıyla on binlerce yaşıtına ilham veriyordu. Hatta internette genç kızların, Emma'nın o hafta giydiği eteği nerede bulabileceğini anlatan bloglar, sürdüğü rujun hangi markanın hangi rengi ile ne tonunun karışımı olduğunun tartışıldığı forumlara rastlamak mümkündü. Bugünlerde ise stiliyle sadece yaşıtlarına değil, herkese ilham veriyor. Hayranları arasında ise Christopher Bailey ve William Tempest gibi isimler var. Karl Lagerfeld onun fotoğraflarını çekmek istedi ve objektif arkasına geçti. Emma, onun gözünden o kadar güzel gözüküyordu ki, bakanların gözleri kamaştı. Bir kız daha ne ister?

Genç yaşamının uzun bölümünü kameralar karşısında geçiren Watson’ın moda anlayışını belki biraz da onun tanınmasını sağlayan Hermione karakterine benzetmek mümkün. Elbette onun stilinin Hermione’ye benzeyen tarafı büyümüş de küçülmüş gibi olan hali değil, sürekli kendini yenileyen ve geliştiren göz alıcı olma özelliğinden bahsediyoruz. O, sanki ışığa tuttuğunuzda iyi özellikleri daha iyi farkedilen değerli taşlar gibi. Stil anlayışıyla ilgili “ Ne giyerseniz giyin sadece onun içinde rahat olun. Kendiniz gibi olmaktan ve kaç yaşında olduğunuzdan başka hiçbir şeyin giyim konusunda önemi yoktur. Kıyafetlerimin çoğunu annem ve arkadaşlarımla birlikte seçiyorum. Bir stilistle çalışmaktansa hissettiğim gibi giyinmeyi tercih ederim.” diyen Emma’nın seçimlerinde zarif İngiliz genlerinin bütün kodlarını görmek mümkün.

Kırmızı halı davetlerine katılırken, beyazperde’deki persona’sına yaraşır şekilde dramatik seçimler yapıyor. Günlük hayatında ise skinny jean’ler, blazer ceketler ve babetlerden vazgeçemediği için her zaman hem klas ve klasik hem de sofistike görünmeyi başarıyor. Elbette trendlerden uzak kalmadan. Emma’yı Harry Potter’a yakışır bir şekilde gardırop sihirbazı yapan özelliği ise detaylarda saklı! Değerli taşlar ve tüyler gibi zarif detaylarla kendini süslemekten çekinmiyor. Doğru seçilmiş bir kemerin önemini, şık bir şalın yaratacağı etkiyi ve iyi bir çift ayakkabının değerini şimdiden bu kadar iyi biliyor olması, onu izleyenlerin aklına, on yıl sonra daha da gelişmiş olacak estetik algısıyla nasıl harikalar yaratabileceğini sorusunu getiriyor. Üstelik moda konusunda sadece kendisi için değil, başka insanlar için de oldukça duyarlı. Geçtiğimiz günlerde, People Tree için hazırladığı koleksiyonuyla bunu göstermiş oldu. Hindistan, Nepal ve Bangladeş’te üretilen koleksiyonun tamamının organik ve yasalara uygun bir şekilde bir şekilde üretilmiş olması da bunun en iyi kanıtı olsa gerek. Büyüle bizi Emma!

Ayşim Özgür, Harper's Bazaar Mart2010

2 yorum:

nar dedi ki...

Hem sevimli hem de çekici! Dilediği gibi giyiniyor, hepsini de yakıştırıyor.

Coşkun Hürsel dedi ki...

Yolumun üstünde bir Burberry mağazası var, her gün önünden geçiyorum ve mağazanın bir cephesini boydan boya kaplayan Emma Watson resimlerini her görüşümde tarzına, duruşuna bir kez daha hayran oluyorum.