30 Temmuz 2010 Cuma

Özlem Süer: "Funky deli gömleği tasarlamak isterdim"

Özlem Süer House Nişantaşı’nın bahçeye açılan güzel kafesinde Özlem Süer’i beklerken, sanki bir masal evindeymişim gibi hissettim. Moda aşığı bir kız başka nerede olmak ister ki? Sonra kendisini tanıyınca anladım ki, böyle bir yeri ancak çocukken durmadan hayal kuran ve bu hayalleri kurarken de sarı hırkasının düğmelerini şeker sanıp yemek isteyen bir kadın yaratabilir.

Hikayelere önem veren birisin, moda ile olan hikayen nerede başladı?

Çocukluktan beri süregelen ‘hayal etme’ durumunu başlangıç noktası sanıyorum. Felsefe merakım moda ile buluşunca, ne yapmak istediğimi tam o sırada buldum! Her defasında kendimi geride bırakarak yeni bir keşfe çıkmayı seviyorum. Beni heyecanlandıran; bir renk, bir kumaş, bir kitap, bir yolculuk….Koca bir bavulla bir süreliğine tatile çıkmaya benziyor koleksiyon yapmak. Hissedişin yansıması ve tüm hikayemin tasviri…Bir iletken olmasına çalışıyorum ‘’moda’’nın hayatımda, tüm bu hissedişleri ileten!

Peki çocukluğunu düşündüğünde o ‘hayal etme’ anları sırasında üzerinde ne var?

Sonunda bir gazeteci bu soruyu bana sordu! Hiç unutmam ki! Sarı, sapsarı hırkam . Düğmeleri o kadar parlak ve yuvarlak ki şeker sanıp yemek isterdim hep !

Mimar Sinan Üniversitesi'nde çok sevilen bir hocasın. Öğrencilerle ilişkilerin nasıl? Yeni yetişen tasarımcılardan umut var mı?

Umut hep var yeter ki olumlu düşünmeyi becerebilelim ... Sınırsızca çok şeyi paylaşıyoruz öğrencilerimle. Okul çok açık olduğum bir yer. Dinlemeyi, onların keşiflerine kulak kabartmayı, sert yorumlarında onları frenlememeyi çok önemsiyorum. Çok heyecanlılar , çok aşıklar modaya ...Böyle gitsin bu onlar için dileğim. Atölye çalışmalarında tam bir İtalyan ailesi gibiyiz. Büyük bir masa etrafında, o haftaki konu tashihleri yapılıyor. Konuklarımız oluyor bazı derslerde. Onlara bir ufuk daha açabileceğine inandığım kişilerin atölye çalışmalarında bize eşlik etmesini önemsiyorum. Bu bir moda editörü de olabiliyor, bir üretici de, bir stylingci de. Ayşim bir dersime muhakkak gel isterim .O ortamı canlı yaşa hak vereceksin bana . Umutlu olma konusunda da en az benim kadar pozitif olacaksın bak gör.

Bir kumaş olsaydın ne olurdun?

Halet-i ruhiyeye göre düşünecek olursak ; ya viktoryen jakarlı bir dokuma, ya uçuş uçuş ipek ya da organik pamuk örme. Düz - clean cut - yalın ama basit değil!

Resmi üniforma tasarlamak zorunda kalsan ne seçerdin? Polis,asker,hemşire,itfaye vs?

Pek resmi olmasa da deli gömleği tasarlamak geçti şu an kafamdan. Funky bir deli gömleği fena olmazdı hani!

Yurtdışındaki çalışmalardan ve Nişantaşı Özlem Süer House 'dan bahseder misin?

Dünya üzerinde yaklaşık 150 satış noktasında marka takipçilerimizle buluşan bir tasarımcı markasıyız ... Bu satış noktaları ya o şehrin en önemli department store’ları ya da stil avcılarının da takip altında tuttuğu konsept butiker. Geceye ve davetlere yönelik avantgarde couture kostümler, alternatif gelinlikler olarak tanımladığımız farklı gelinler için geliştirilmiş gelinlik tasarımları, günlük yaşamı karşılayan şık hazır giyim ürünleri bizi özetleyebilir. Kendi atölyemizde üretiyoruz ve " Made in Turkey " etiketi ile yolculuğuna çıkyor. ..Güçlü bir ihracat performansımız var . Los Angeles / Hollywood ve New York bazlı bir PR şirketi ile hem Hollywood celebritylerinin giydirilmesinde yer alıyoruz hem de markamızı Amerika pazarında geliştiriyoruz ; Paris odaklı olarak da Avrupa pazarındaki yerimizi sağlamlaştırıyoruz .

Özlem Süer House’a gelince de, bizim isteğimiz böyle bir yere geçerken, aliışveriş yapılmasından daha öte bir deneyim yaşatmaktı marka dostlarımıza. Sanırım bunu başarıyoruz. " Gel - al - git " bir mantık yok burada. " Gel - yaşa - biraz daha yaşa - sonra yine gel " hissiyatını veriyoruz. Bahçeye açılan kafede keyif yapabiliyorsun ; saç makyaj ile ilgili tavsiye veya hizmet almak istiyorsan özel odada sana konusunun en iyileri hizmet veriyor, üst kattaki konsept odalarından hızlı tüketimini yani standart bir mağaza mantığı ile alışveriş yapabiliyorsun, ana showroom katında ise ölçülerin alınıyor ve haute couture hizmet deneyimi yaşıyorsun. Bazı akşamlar bahçede şarap - peynir gecelerimiz oluyor , ya da kısa film çeken bir dostumuz filmini burada izlettiriyor bizlere.Hayatın tadını çıkarıyoruz sevdiğimiz işi yaparak, paylaşarak ...

Moda blog’larına ve blogger’lara verdiğin önem çok sevindirici. Özellikle İfw’den sonra Türkiye’de de moda blogger’ları daha çok farkedilir oldu. Ama tartışılan bir şeyler var, bazı moda tasarımcıları yaptıklarını herkesin keyfine göre yorumlamasından duydukları rahatsızlığı dile getirdiler? Bu konuda ne düşünüyosun?

Kalemi sert olanların bilgisine ve tecrübesine bakmak lazım. Bir tasarım için verilen emekleri biliyorlar ve buna rağmen mi acımasızca eleştiriyorlar ; yoksa sadece dikkat çekmek adına klavye başına geçip aslan mı kesiliyorlar , normalde gayet sessiz sakinler mi ? Kısacası Blogosfer karışık bir dünya. Türkiye ve dünya genelinden sayısız blog takip ediyorum. Öğrencilerimin bu konuda harika tavsiyeleri oluyor .Yeni blog keşfettiğim gün heyecanlanıp tüm ekibe link atıyorum .Türkiye'deki bloggerlarla iletişim kurmamız gerek .Yeni yeni tanıştığım, zaman geçirdiğim arkadaşlar edinmeye başladım. Alınma gücenme yapmadan onlara tüm kapılarımı açmaya çalışıyorum vakit elverdiğince ...

Yeni koleksiyonun çıkış noktası? Teması nedir?

Sonbahar-Kış 2010-11 koleksiyonu herhalde son dönemde en keyif alarak yaptığım koleksiyonlardan biriydi çünkü interaktif gelişti .O kadar spontane şekilde herşey birbirini buldu ki koleksiyonun hikayesi gelişirken ... Hairka anılarla dolu bir koleksiyon : Crossing Streets ... Paris ve İstanbul'un kesişen sokaklarında , aslında birbirinden çok da farklı olmayan , bir yerlerinde muhakkak iki şehirden de ortak parçalar bulabildiğimiz iki büyülü şehir ... Ve bu şehrin , hayatlarına - kariyerlerine - yaşadıkları şehirlere tutku ile bağlı güçlü kadınları ... Fotoğraf çekimini tam da bizim koleksiyon bitimi döneminde Parisian isimli fotoğram kitabını yayımlayan Levent Özçelik ile yaptık . Serra Yılmaz , Tilbe Saran , Pelin Batu , Ofelia Kasapoğlu , Meral Bayram , Fatma Yaman , Muriel Piaser gibi kadınları Paris ve İstanbul 'un o kadınlar için özel olan noktalarında görüntüledi Levent .. Dokümanter tadında bir çekim oldu ...

Alışveriş yapmayı en çok sevdiğin yer? (cadde, sokak,semt)

Ara sokaklar ,Paris - Les Halles , Marais çevresindeki vintage butikleri , Çukurcuma , Galata , Mısır Çarşısı , Atina'da Kifissia , Barcelona La Rambla ‘nın tüm ara sokakları ...Ben ara sokaklardaki minik yerleri keşfetmeyi seviyorum.

Kariyerinde kendini en çok gururlandıran şey ne oldu?

Çok radikal bir kararla bir gecede Üniversitedeki 13 yıllık görevimden ayrılıp ertesi gün kendi adıma bir şirket kurup bugüne gelmem. Çok mutlu eden ödüller aldım ama Aydın Doğan Ödülü'ne layık görülmem bir gururdur benim için, çok duygulu özel bir ödül töreniydi …

FAVORİ

Moda tasarımcısı

Maison Martin Margiela ve Yamamato .

Kostüm styling (film, dizi)

Yakın dönemde etkilendiklerim; An Education, Coco Before Chanel, Nine…

Moda fotoğrafçısı?

Çok var, hem de çok! Türkiye'den; her zaman harikalar yaratan Semih-Boğaç ikilisi , Nihat Odabaşı , Koray Birand , Emre Doğru , Barış Aktınmaz , Yağmur Kızılok, Çağla Baykal , Mehmet Turgut, Ozana Bilgiseren ve son zamanlarda keyifle çalıştığımız ;Cihan Alpgiray , Emir Sarısaç , yeni keşfimiz diyeceğim Deniz Özgün , ve....Atladığım isimler vardır eminim ama dediğim gibi çok isim var sıkı takip ettiğim...Dünyadan ; Martin Parr ( Magnum fotoğrafçılarına ayrı bir sevgi besliyorum ) , Peter Lindbergh , Henrik Halvarsson , Camilla Akrans , Annie Leibovitz , Garance Dore , Erwin Olaf , Paolo Roversi ilk aklıma gelenler ...

Dönem

Viktoryen bir yanım var. Radikal ve romantik ve 40 ları severim. Josephine Baker havaları !

46 Mayıs-Haziran sayısında yayınlanmıştır.İzinsiz kullanılamaz.

Fotoğraf:Mehmet Turgut

4 yorum:

beril öke gülen dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
AYŞİM ÖZGÜR dedi ki...

sanırım burada röportajı yapan kişi olarak açıklama yapmam gerekiyor.
Bu röportaj 46 dergisi için yapıldı. Adından da anlaşılacağı gibi dergiNİN "deli" olmak ile ilgili bir mevzusu var.
Ben Özlem Süer'e soruyu sorduğumda "Dergi deli dergisi yanıtım da böyle olsun dedi" Zaten deli gömleğini ilk Aslı Filinta tasarladı. O yüzden Özlem Süer durup dururken,daha önce kimse yapmamış gibi "Ben feli gömleği tasarlamak istiyorum" diye ortaya çıkmadı.:)Yapmak istese zaten bugüne kadara yapardı sanırım.
Fotoğraf konusuna bir şey diyemiyorum.

AYŞİM ÖZGÜR dedi ki...

deli gömleği:)

beril öke gülen dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.